FARE ÖYKÜSÜ

Yayınlandı: Eylül 2, 2007 / Kategorilenmemiş
Evin minik faresi, duvardaki çatlaktan bakarken çiftçi ve eşinin
mutfakta bir paketi açtıklarını gördü.

Kendi kendine:

-"İçinde hangi yiyecek var acaba ?" diye düşündü.

Bir süre sonra gördüğü paketin bir fare kapanı olduğunu anladığında yıkılmıştı.
-"Evde bir fare kapanı var!, evde bir fare kapanı var!" diye bağırarak telaşla bahçeye fırladı.
Minik fareyi telaş içinde gören tavuk, umursamaz ve bilgiç bir tavırla başını kaldırdı ve gıdakladı:

-"Zavallı farecik...Bu senin sorunun benim değil. Bana bir zararı

olamaz küçücük kapanın" dedi.

 
Tavuktan destek bulamayan farecik bu sefer telaşla koyunun yanına

koştu ve,
  
-"Evde bir fare kapanı var!, evde bir fare kapanı var!" diye adeta

çırpındı.
 
Koyun 
anlayışla karşıladı ama,
 
-"Çok üzgünüm fare kardeş ama dua etmekten başka yapacağım bir şey

yok. Dualarımda olacağından emin ol" dedi.

 
Minik fare çaresizlik içinde ineğe döndü ve ,

 
-"Evde bir fare kapanı var, evde bir fare kapanı var!" dedi.

 
İnek ;
  
-"Bak fare kardeş, senin için üzgünüm ama beni ilgilendirmiyor."

dedi.
Sonunda farecik, başı önde umutsuz şekilde eve döndü. Çiftçinin fare

tuzağı ile bir gün tek başına karşılaşmak zorunda olduğunu anladı.
O gece evin içinde sanki ölüm sessizliği vardı. Minik farecik aç ve

susuzdu. Tam yorgunluktan gözleri kapanacaktı ki birden bir ses duyuldu.

Gecenin sessizliğini bölen gürültü, fare kapanından geliyordu.
 

Çiftçinin karısı, ne yakalandığını görmek için yatağından fırladı ve
mutfağa koştu.
 
Karanlıkta kapana, zehirli bir yılanın kuyruğunun kısıldığını fark

edememişti.
 
Kuyruğu kapana kısılan yılanın canı yanıyordu ve aniden çiftçinin

karısını ısırdı.
 

Çiftçi, karısını apar topar doktora götürdü. Doktor, zehri
temizledi sardı. Çiftçi karısını eve getirdi, yatırdı. Karısının

ateşi yükseldi ve bir türlü düşmüyordu. Kadıncağız ateş ve ter içinde

kıvranıp duruyordu.
 

Böyle durumlarda taze tavuk suyunun gerekli olduğunu herkes bilir,
çiftçi de bıçağını alıp bahçeye koştu.

 
Karısı taze tavuk suyu çorbasını içti, biraz kendine geldi.

Karısının hastalığını duyan komşular ziyarete geldiler.

 
Onlara ikram etmek için çiftçi koyununu kesti.

 
Çiftçinin karısı gittikçe kötüye gidiyordu. Yılan, belli ki çok
zehirliydi. Birkaç gün sonra çiftçinin karısı iyileşemedi ve öldü.

Cenazesine çok sayıda kişi gelince hepsine yeterli et sağlamak için
Çiftçi ineği mezbahaya yolladı.


Fare tüm bu olanları büyük üzüntü ile duvardaki deliğinden izledi.

 
 
Birisi, 
sizi ilgilendirmediğini düşündüğünüz bir tehlike ile karşı
karşıya ise hepimizin aynı tehlikede olabileceğini hatırlayalım.

 
Hepimiz yaşam denilen bu yolculukta yer alıyoruz.

Diğerimiz için bir gözümüzü açık tutmalı ve diğerlerini

cesaretlendirmek için çaba harcamalıyız.
Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s