Yaşanan Hayat Dersleri

Yayınlandı: Kasım 2, 2008 / Genel Yazılar, Hayata Dair
Etiketler:,


Rahmetli Vehbi
Koç ile yapılan bir televizyon röportajıydı.

Yıllar önce…
"Param var, malım var, şanım ver, mevkim var; ama gel gör ki, iki kaşık bulgur
pilavı yiyemiyorum" demişti üzüntüyle..
Domatesli bulgur pilavının yanında turşu ve soğan çok uzun zaman önce yasak
edilmişti ünlü işadamına.

"Çok şükür bugünleri de gördüm ama…"diye  konuşmasını sürdüren ünlü sanayici
"dünyanın en kudretli adamı da olsan fark etmiyor…"diye eklemişti. Bir soğan,
bir bulgur bazen nelere bedel oluyor…

Emel Sayın’ın hayatının anlatıldığı bir programdı. Çok genç yaşta başlayan
yolculuğunda gücü, başarısı ve ışıltısından sonra bugün
geldiği nokta konuşuluyordu. Pek çok kadının yerinde olmak istediği
güzel,başarılı ve ünlü sanatçı "Bir tek şeye sızlıyor içim…
Keşke bir çocuğum olsaydı"derken gözleri dolu doluydu. "Bana hep daha çok
gençsin, önce işin,önce sanatın, daha
şöhretin başındasın dediler ama keşke kimseyi dinlemeseydim.Keşke kimseyi
dinlemeseydim…"

Üzerinden çok zaman geçti ama yine de tereddüt ettim şimdi yazıp yazmamakta…
Bir cesaret yazıyorum;

Yeşim Salkım- Uzan idi o zamanki soyadı………….-Levent’te
yeşil bir villada, görkemli mobilyaların içinde görkemli
duvarların arasında ve görkemli bir masanın ardında oturuyordu. Yapmak
istediklerini anlatırken, çok çok


uzun siyah
saçları kollarını,belini,boynunu örtüyordu ve gözlerinde adını tam da
koyamadığım bir siyah şey vardı.

Keder? Yalnızlık? Öfke? Yorgunluk?


Her şey, herşey
elinin altındaydı ama mutsuzdu besbelli…
Sonra zaman geçti.Soyadlarından birini sildi. Saçlarını kestirdi. Geçenlerde bir
akşam
gördüm onu. O beni görmedi. Yan yanaydık oysa. Geçip gittik birbirimize
değmeden.
Kısacık saçları,gecenin karanlığına rağmen ışıldayan gözleri vardı. Sevdiği
adamın,kocasının elinden tutmuş,


deniz kenarına
doğru yürüyordu. Yanından geçip kendi yoluma devam ederken düşündüm de…



Hayat bu kadar basit bir şeydi işte.
Yaptıklarımız, yapmak istediklerimiz,
özlediklerimiz, pişman olduklarımız,


onardıklarımız,onaramadıklarımız…
Hepsi basit,minicik şeylerdi ama ulaşamadıkça, çözemedikçe,yenemedikçe bize
kocaman geliyordu. Kitlelerin sevgisi, para,ün,güç…
Hiçbiri, hiçbiri bedel olamıyordu,özlemini çektiğimiz o şey her ne idiyse…
Bir çocuk,
Sevildiğini bilmek,
Bir vicdan rahatlığı,
Bir tabak pilav,
Bir sağlıklı nefes…
Hayat bu işte; basit, küçük bir hadise…



Can Dündar

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s