Mesajlar Etiketlendi ‘Hayata Dair’

Anne – Babaya Hürmet

Yayınlandı: Aralık 31, 2010 / Hayata Dair, Hikaye
Etiketler:

Evliliğinden beri evinde kalan babası yüzünden eşiyle sürekli tartışıyordu. Eşi babasını istemiyor ve onun evde bir fazlalık olduğunu düşünüyordu. Tartışmalar bazen inanılmaz boyutlara ulaşıyordu. Yine böyle bir tartışma anında eşi bütün bağları kopardı ve “Ya ben giderim, yada baban bu evde kalmayacak” diyerek rest çekti. Eşini kaybetmeyi göze alamazdı. Babası yüzünden çıkan tartışmalar dışında mutlu bir yuvası sevdiği ve kendini seven bir eşi ve birde çocukları vardı.  

Eşi için çok mücadele etmişti evliliği sırasında. Ailesini ikna etmek için çok uğraşmış ve çok sorunlarla karşılaşmıştı. Hala ona ölürcesine seviyordu. Çaresizlik içinde ne yapacağını düşündü ve kendince bir çözüm yolu buldu. Yıllar önce avcılık merakı yüzünden kendisi için yaptırdığı kulübe tipi dağ evine götürecekti babasını. Haftada bir uğrayacak ve ihtiyacı neyse karşılayacak, böylelikle eşiyle de bu tür sorunlar yaşamayacaktı. 

Babasına lazım olacak bütün malzemeleri hazırladıktan sonra yatalak babasını yatağından kaldırdı ve kucakladığı gibi arabaya attı. Oğlu Can “Baba bende seninle gelmek istiyorum” diye ısrar edince onu da arabaya aldı ve birlikte yola koyuldular. Karakışın tam ortalarıydı ve korkunç bir soğuk vardı. Kar ve tipi yüzünden yolu zor seçiyorlardı. Minik can sürekli babasına “Baba nereye gidiyoruz ?” diye soruyor ama cevap alamıyordu. (daha&helliip;)

Arılar ve Sinekler

Yayınlandı: Aralık 27, 2010 / Hayata Dair
Etiketler:

Bir grup arıyla sineği bir şişeye koyuyorlar. Şişenin taban tarafını ışığa doğru, açık olan ağız kısmını da karanlığa doğru yerleştiriyorlar. 

Arıların hepsi ışık olan tarafa doğru üşüşüyorlar. Ama şişenin tabanı cam ve onların da yabancısı olduğu bir madde olduğundan çıkmayı başaramıyorlar. 

Bu arada sinekler, şişenin ağzına doluşuyorlar ve karanlıkta dışarı çıkıp kayboluyorlar. Ağzı açık olan şişeden karanlık tarafa doğru tek bir arı bile gelmiyor. 

Camın önünde ışığa doğru çabalarına devam ediyorlar. İnsanın aklına hemen arıların akılsızca davrandıkları geliyor. 

Ancak, biraz derinlemesine düşününce; karşımızda dikilen gerçek çok daha farklı;
Çok basit gibi gelen bu deney beni oldukça düşündürdü. 

Arıların ne kadar akıllı yaratıklar olduğunu hepimiz biliyoruz, sinekler ise malum Arılardan korkarız bizi sokarlar diye ama sineklerden midemiz bulanır, uzak durmaya çalışırız. 

Evet ışığa doğru yürüyenlerin önünde her zaman engeller olacaktır kuşkusuz. Onlar engellere rağmen ışıktan vazgeçmeyenlerdir. 

Ne tür engel olursa olsun önlerinde, çabalarını sürdürenlerdir. Ve bu Uğurda da gerektiğinde ölebilenlerdir. 


(daha&helliip;)

Hayata Dair – Doğan Cüceloğlu

Yayınlandı: Aralık 23, 2010 / Hayata Dair
Etiketler:


Doğan
Cüceloğlu’nun eğitimindeki katılımcılarla bir konuşmasından:

Doğan
Cüceloğlu: Arkadaşlar, aranızda ölümcül hastalığı olan var mı?
Bir
katılımcı: Allah’a şükür, hocam, bildiğimiz kadarıyla yok.
Cüceloğlu:
Ne güzel! Peki, bana, istisnasız tüm insanların, yani altı milyar insanın da başına geleceği garanti bir şey söyler misiniz?
Cevap
neredeyse otomatik olarak çıkar: Ölüm.
Cüceloğlu:
Gerçekten de ölüm tüm insanların başına geleceği kaçınılmaz olan tek şeydir. Doğum da tüm insanların başına kesinlikle gelmiştir, ama bundan sonra başa gelmesi kesin olan tek şey ölümdür. Başka hiçbir şey insanların tümünün başına gelmeyecektir. Peki, madem öleceğimiz garanti, bu benim ölümcül bir hastalığım olduğunu göstermez mi?

Katılımcılar
burada sessizce, başlarıyla onaylamaya başlar. Öleceğim belli ise benim ölümcül bir hastalığım olduğu da açıktır…
Cüceloğlu:
Peki, ne zaman öleceğimizi biliyor muyuz?

Katılımcılar:
Hayır
Cüceloğlu:
Bu saniye içinde olma olasılığı var mı?
Bir
katılımcı: Var.
Cüceloğlu:
Yarın?
Bir
katılımcı: Evet.
Cüceloğlu:
30 yıl sonra?
Bir
katılımcı: Olabilir. (daha&helliip;)

Belanın Önünden Sapmasını Bilin

Yayınlandı: Mayıs 2, 2010 / Hayata Dair, Hikaye
Etiketler:,

Okyanus adlı dev bir lügati Arapçadan Türkçeye çeviren Asım Efendi, bir öğrencilik hatırasını şöyle anlatmaktadır:  

– Tahsilim zamanında bizim medreseye en yakın fırından ekmek alırdım.

Senelerce bu fırının müşterisi olmaya devam et tim. Bir sabah yine âdetim üzere ekmek almak mak sadıyla bu fırına geldiğimde, fırında çalışan bir  işçi nin, bir haksızlığına maruz kaldım. Herkese ekmek veriyor, sıram  gelip geçtiği halde bir türlü beni görmüyordu. Adamı şöyle ikaz ettim, böyle hatırlatma da bulundum ise de, hep bana ters cevap veriyordu. Ön  sırada beni görmezlikten gelip, hep arka sıralardakileri tercih ediyordu. Artık canım burnuma gelmişti, bu haksızlık karşısında. Fırının yanında, ayak altında duran bir taşı kaptığım gibi, adamın üzerine yürümeye karar verdim. Ama tam o sırada birden aklıma geldi:

– Bu adam bir belâya müstahak hale gelmişse, neden bunu benim elimden bulsun? Ben de onu be lâya atan adam suçunu yükleneyim?

Sabredeyim, mutlaka bunun içinde bir hayır vardır, dedim. En nihayet herkes ekmeğini alıp gittikten sonra, bana da istediğimi verdi, dershaneme geri döndüm. Bir gün sonra fırına gittiğimde ise, adamın yerin de olmadığını gördüm.   Sordum;

Dediler ki:

(daha&helliip;)

Kocaman bir ağaç altındasın, dayamışsındır sırtını gövdesine, gözlerin takılmıştır semaya, ellerin nerdedir hissetmezsin, ayakların var mı yok mu onu da bilmezsin ya kimi zaman, içindeki dünyadır gördüğün gözlerinle. Gördüklerin, duygularındır, hayalindir, görmek istediklerindir, aslında ne gördüğünü sende bilmezsin. Böyle bir an yaşanır, içinden “ hiç umudum yok “ dersin. Umutlar… Umutları o ağaçtaki yapraklara benzetmek gelmez aklına . Kendini ağaç sanırsın, odun dersin gövdene, öylece kalakalırsın ortalıkta .

 

Umutlar… Evet yapraklara benzerler, yeşerirler, sararırlar, solarlar ve dökülürler. Sonra yine yeşermeye başlarlar hiç usanmadan, bıkmadan. Bizleri ayakta tutan, mücadele gücümüzü artıran, bazen üzen bazen de sevindiren o küçücük yaşam kırıntıları.. Hayatı neden ağaca sormak gelmez ki aklına şaşarım arkadaş. Her baharda yeşeren o. Sonbaharda umutlarını yerle bir eden de o. Kış uykusunda beyaz yorganla örtünen, yazın meyve veren… Gökten umut damlacıkları yağar.

 

Bırak ağlasınlar.. onlar cennette birer ırmak olarak dönecekler sana. Bırak, tutma ağlasınlar yaşamanın tadına varana kadar.. bırak ağlasınlar.. anlasınlar hayatın en köşesinde kalmış sevda yükünü. Bırak, düşünmesinler acıların katlettiği minik yavruları. Ve bırak ağlasınlar ki, bedelini ödemek zorunda kalmasınlar dökmedikleri gözyaşlarının.. ve bırak ağlasınlar, sonu gelsin çaresiz yaşanmışlığın, ayrılığın, yalnızlığın..

 

Hani resim tabloları vardır. Kiminin duvarlarını süsler, kiminin yaşamlarını… hiç o resim tablolarını seyrettiniz mi saatlerce ? ben seyrettim ve fark ettim ki; resim tabloları ile insanın beyin kıvrımları arasında hiçbir fark yok. Her ikisi de hayal aleminin dehlizlerinde dolaştırıyor insanı. Canlılık, hayat veriyor. Hayallerse insanı bir başka aleme, aşkın, sevginin, merhametin diyarına sürüklüyor.. tam en güzel yerindeyken hayalin bir anda kendimizi gerçeklerle karşı karşıya buluyoruz. Sevgimiz sitemlere, aşkımız lânetlere dönüşüyor.

(daha&helliip;)

700 Yıllık Altın Öğütler

Yayınlandı: Mart 7, 2010 / Hayata Dair
Etiketler:,

Aşağıda  ünlü İslam Alimi, Şeyh Edeb-Ali’nin verdiği öğütleri anlatan bir yazı. Çok hoşuma gitti. Neredeyse 700 yıl önce söylenmiş ama hiç mi hiç eskimemiş. Tüm zamanlar için geçerli.

"Oğul insanlar vardır şafak vaktinde doğar, akşam ezanında ölürler. Avun oğlum avun. Güçlüsün, kuvvetlisin, akıllısın, kelamlısın, ama bunları nerede, nasıl kullanacağını bilemezsen sabah 
rüzgarında savrulur gidersin…
Öfken ve nefsin bir olup aklını yener. Daima sabırlı, sebatlı ve iradene sahip olasın. Dünya senin gözlerinin gördüğü gibi büyük değildir. Bütün fethedilmemiş gizemler, bilinmeyenler, görülmeyenler ancak senin fazilet erdemlerinle gün ışığına çıkacaktır. Ananı, atanı say, bereket büyüklerle beraberdir. Bu dünyada inancını kaybedersen, yeşilken çorak olur, çöllere dönersin. Açık sözlü ol, her sözü üstüne alma. Gördün söyleme, bildin bilme.

Sevildiğin yere sık gidip gelme, kalkar muhabbetin itibar olmaz. (daha&helliip;)

Hayat İçin Bir Öneri

Yayınlandı: Şubat 21, 2010 / Hayata Dair
Etiketler:

Kanadalı siyaset adamı Horst A. Schmid, 1985 yılına girerken dostlarına gönderdiği tebrik kartlarında, hayat görüşünü aşağıdaki güzel ve gerçek sözlerle sıralıyordu:
 
Hayat bir aşktır… Onu yaşayınız.
Hayat bir hediyedir… Onu alınız.
Hayat bir bilmecedir… Onu çözünüz.
Hayat bir görevdir… Onu yapınız.
Hayat bir yarışmadır… Ona katılınız.
Hayat bir amaçtır… Onu başarınız.
Hayat bir fırsattır… Onu kaçırmayınız.
Hayat bir üzüntüdür… Onu yeniniz.
Hayat bir mücadeledir… Onu kazanınız.
Hayat bir yalnızlıktır… Onunla yüzleşiniz.
(daha&helliip;)